Hamilelik Döneminde Cinsellik

Hamilelik Döneminde Cinsellik

Hamilelikte Cinsel Temastan Çocuk Zarar Görür mü?

Dr. Nuri Ceydeli: Bebekler rahim içinde güvenli ve vajinadan ayrı bir yerde olduklarından cinsel temastan direkt etkilenmezler. Bebeği ortamdan ayıran bir organ ve bunun girişinde de bir mukus tıkaç söz konusudur. Bu zincirin parçaları tam ve sağlamsa sorun olmayacaktır.

Hamileleliğin İkinci Üç Ayında Cinsel İlişkiye Engel Olan Fiziksel Bir Durum Var mı?

Dr. Nuri Ceydeli: Eğer gebeliğin bu döneminde herhangi bir risk faktörü yoksacinsel ilişkiyi engelleyecek bir durum yoktur. Örneğin; daha önce rahim ağzına yapılmış cerrahi girişim, rahim ağzı yetmezliği, plasentanın bebeğin önünde olması durumu, çoğul gebelikler, erken doğum tehdidi olan gebeliklerde mutlaka doktordan tavsiye alınmalı. Rahim boyunun kısalmasıyla seyreden durumlar, ileri derecede vajinal enfeksiyonlar, gebelik öncesinde söz konusu olanvajinismus gibi sorunlar da doktor tavsiyesi almayı gerektirir.

Eşten Cinsel Yolla Bulaşan Bir Hastalık Anne Karmındaki Bebeği Etkiler mi?

Dr. Nuri Ceydeli:
Cinsel yolla bulaşan hastalıklı kişilerle cinsel temas, gebelikte istenmeyen bir durumdur. Kişide var olan hastalığın türü, yoğunluğu ve bulaşıcılığına göre bu hastalıklar önem kazanır. Bir de önemli olan gebe kadının içinde bulunduğu gebelik haftasıdır. Bazı hastalıklar gebeliğin erken döneminde bulaşma açısından daha az risklidir ama bulaştığında bebek üzerinde ileri dönemde ciddi sorunlar bırakabilir. Bazı hastalıklar ise daha kolay bulaşır ama bebek üzerine daha az etkilidir. Bu tür durumlarda bebeğin hastalıktan ne kadar etkilendiği mutlaka detaylandırılmalıdır.

gebelik cinsellik 224x300 Hamilelik Döneminde CinsellikHamileliğin İlerleyen Dönemlerinde En İdeal Cinsel Pozisyon Nedir?

Dr. Nuri Ceydeli: Hamilelikdöneminde bebeğin üzerine direkt baskı uygulamayacak her türlü pozisyonda ilişki kurulabilir. Dikkat edilmesi gereken durum gebelik boyunca çok fazla zorlayıcı ve ters hareketlerin yapılmaması ve sürenin çok uzun tutulmamasıdır. Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde annenin karnının büyümesinden dolayı cinsel ilişki sırasında altta bulunmak ağrıya, dolayısıyla rahatsızlığa yol açabilir, ilişki esnasında en önemli durum karın üzerine baskı uygulayıcı hareketlerin yapılmamasıdır.

Bu Dönemde Erkeğin Kadının İçine Boşalmasında Bir Sakıncası Var mı?

Dr. Nuri Ceydeli: Erkeğin spermi içindeki bazı maddeler rahim ağzı üzerinde genişletici etkiye sahip olduğundan en azından prezervatifle korunmak iyi olacaktır.

Hamileliğin Altıncı Ayından Sonra Gerçekleşen Cinsel Birleşme Erken Doğuma Yol Açar mı?

Dr. Nuri Ceydeli: Risk faktörü yoksa hiçbir dönemde yapılan cinsel aktivite erken doğuma sebep olmaz.

Gebelikte Cinsel İlişki Ne Zaman Kesilmeli

Dr. Nuri Ceydeli: Gebeliğin her döneminde kurallara uyulduğu sürece kısıtlama yoktur.

20 Ekim 2010
Okunma
bosluk

Kocanızı Eve Nasıl Bağlarsınız?

Kocanızı Eve Nasıl Bağlarsınız?

Toplumumuzda erkekler kadınlara göre daha serbesttir. Onlar gece geç saatlerde dahi çıkıp gezebilir, arkadaşlarıyla eğlenebilir. Erkeklerin bu davranışları toplumda olumsuz karşılanmaz, “erkektir yapar” anlayışı hakimdir. Oysa kadın bu saydıklarımızın birini dahi yaptığında adı hemen kötüye çıkabilir. Ancak biz bu yazımızda kadın erkek özgürlüğü üzerinde durmayacağız. Kadınların eşlerini evlerine nasıl bağlayacağını anlatacağız ve küçük küçük tyolar vereceğiz. Eşine evine bağlamak isteyen kadınların dikkatle bu yazıyı okumalarını öneriyoruz.
aile 300x169 Kocanızı Eve Nasıl Bağlarsınız?

Kocanızı eve nasıl bağlarsınız?

Eşinizi eve bağlamanın 15 yolu

Mehmet Paksu’nun okurlarına tavsiyeleri; eşim benimle evliliği paylaşmıyor. Farkında değil. Ne yapmalıyım tarzındaki soruları yanıtlarken hanımlara, eşlerini eve bağlama konusunda 15 yöntem öneriyor.

Çok sorulan bir soru olduğu için bu konuyu biraz geniş ele almak istiyorum. Eşiniz eve gelmeden önce onu eve bağlayıcı yöntemler geliştirin. Bunda öncelikle aklınızı kullanın, ardından eş olmanın verdiği gizemli özelliğinizi fark ettirin diyen Mehmet Paksu’nun öğütleri şöyle:

1- Kadının erkeğe karşı en etkili hali tatlı dilidir, güler yüzüdür, tebessümüdür, gönül almasını bilmesidir, sıkıntısını paylaşmasıdır, eşi yüzüne bakınca içinin açılması, bir anda bütün yorgunluklarını atmasıdır.

2- Erkeği kadına bağlayan en güçlü sır, kadının müşfik halidir, annelik özelliği olan şefkatidir. Bu gücü iyi kullanın. Eşinizi sizinle vakit geçirmekten zevk alır hale getirin. “Seninle birlikte olunca kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissediyorum” gibi sözleri yeri geldikçe dile getirin.

3- İmkânlarınız ölçüsünde sofrada çeşitleri arttırın. Erkeği eve bağlayan önemli vesilelerden biri de sevdiği yemeklerin sofrada olmasıdır. Yemek sonrası çay, kahve, kuru yemiş gibi şeyleri eksik etmeyin ki, karnı doyar doymaz gözü ayakkabısında olmasın.

4- Kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışın. Birkaç hikayeyi okuyun, aklınızda tutun, eve gelince çay içme esnasında anlatmaya çalışın. Hatta hikayenin başından biraz anlatın, gerisini kitaptan takip edin. Fakat bunu yaparken, eşinize ders verir vaziyete girmeyin. Hele dini konularda bir hoca gibi konuşmayı denemeyin. Yoksa hemen eşinizden “Başıma hoca kesildin” sözünü işitebilirsiniz.

5- Bazı radyo ve TV programlarının yayın akışını gözden geçirin. Seçtiğiniz programları birlikte dinlemeye, izlemeye çalışın. Arada sorular sorarak onun yorum yapmasını temin edin. Eşinizi programın içine çekin.

6- Zaman zaman evdeki eşyaları birlikte yer değiştirin. Oturduğunuz odaya, salona ve hatta yatak odanıza arada bir farklı ve değişik dizayn verin. Evde meşgul edin.

7- Evde yalnız kalınca canınızın sıkıldığını, daraldığınızı, huzursuz olduğunuzu, korktuğunuzu dile getirin. Birlikte olunca güven içinde mutlu ve huzurlu olduğunuzu söyleyin.

8- Arada bir komşu, akraba, eş dost ziyaretine gidin, onları davet edin, yakınlarınızla bir arada bulunmaya zaman ayırın. Özellikle eşinizin anne babası, kardeşleri gibi yakınlarına kapılarını açık tutun. Onları davet etmeyi teklif edin.

9- Bazı akşamlar gezmeye, alışverişe, dışarıda vakit geçirmeye, yemek yemeye çıkın, kısa metrajlı yürüyüşlerle birlikte olmaya çalışın.

10- Kendinizden, kendi sorunlarınızdan bahsetmeyin. Bir süreliğine eşinizin mutluluğuna kilitlenin. O mutlu olursa siz haliyle mutlu ve huzurlu olursunuz.

11- Şikâyetlerden uzak durun. Şikâyetçi bir görünüm sergilemeyin. Evdeki eksikleri, noksanlıkları, alınacakları, değiştirilmesi gereken eşyaları şimdilik gündeme getirmeyin. Özellikle erkekler masraf çıkarılmasından pek hoşlanmazlar.

12- Çocuklarınız varsa, çocukların eğitimi, yetiştirilmesi, sorunların çözümü, hayata hazırlanmaları gibi babaya düşen görevleri hatırlatarak sorumluluklar verin.

13- O gün akşama kadar nasıl vakit geçirdiğini, kimlerin gelip gittiğini sorun öğrenin. Türkiye’de ve dünyada dikkatinizi çeken bazı olayları gündeme getirin, konuşun.

14- Çevrenizdeki bazı arkadaşlarınızdan bilgi alın, deneyimlerinden istifade edin. Bu arada imkanınız ölçüsünde profesyonel yardım alın. Son zamanlarda yayınlanan aile içi eğitimle ilgili kitaplara ulaşın.

15- Önümüzde Ramazan ayı var. Başta oruç olmak üzere, birlikte ibadet etme, manevi ihtiyaçları giderme gibi kalbi ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışın. Yeter ki, bu konuda kafa yorun, yeni stratejiler üretin.

Gün geçtikçe kendi aile yapınız içinde daha farklı, daha çekici, eve bağlayıcı meşguliyetler bulabilirsiniz. Bütün mesele, eşinizin gecesini doldurmak, onu eve bağlamaya çalışmak, dışarı bağımlılığını azaltmak, hatta bitirmek olmalı.

12 Ekim 2010
Okunma
bosluk

Çocuğa sorumluluk duygusu nasıl kazandırılır?

Çocuğa sorumluluk duygusu nasıl kazandırılır?

cocuga sorumluluk nasil kazandirilir 753x1024 Çocuğa sorumluluk duygusu nasıl kazandırılır?

7-8 yaş çocuğun sorumluluk duygusu ve kişisel gelişiminde önemli bir dönemdir. Bu yüzden ebeveynler çocuk gelişimindeki o ilk önemli 6 yıl atlatıldıktan sonra her şeyin daha rahat olacağını düşünürler. Fakat her yaşın kendine dair özellikleri olduğu gibi zorlukları da vardır. 7 yaş denince ilk aklımıza gelen şey çocuğun artık okullu olacağıdır ki bu da sorumluluklarının artması anlamına gelir.

Hemen hemen her anne; eve geldiğinde üstünü başını olması gereken yerde çıkartıp, olması gereken yere asan, çantasını olduğu yere bırakmayan, biraz dinlendikten sonra ödevlerini yapan bir çocuk hayal eder. Çocuk okula başladıktan sonra da; anne bu hayalini gerçekleştirmek için çocuğunu bu kalıba sokmaya çalışır. Ve maalesef çocukların çoğu bu kalıba girmek istemezler. Bu durumda da anne sürekli hadi diyen, yapılması gerekenleri hatırlatan bir amir konumuna; çocuk da tamam diyen ama harekete geçmeyen, oyalanan, kaytarmak için planlar yapan bir çocuk haline dönüşür. Bu; pek karamsar bir tablo olarak görünse de çoğu anne için hiç de yabancı olmayan bir durumdur. Peki bu durum nasıl önlenir, nasıl aşılır? Psikolog Enise Akgül’e sorduk…

Sorumluluk sahibi çocuk için…
Çocuk eğitimi hamilelik öncesinde başlayan ve hiç bitmeyen bir süreçtir. Çocuğun her yaşa dair edinmesi gereken beceriler ve sorumluluklar, kabullenmesi gereken sınırlar, bilmesi ya da öğrenmesi gereken bilgiler farklıdır. Bir yaşta edinilmeyen bilgi ihtiyacı, diğer yaşa katlanarak aktarılır ve daha çok uğraşı vermemize sebep olur.

Çocuklar hangi yaşta hangi sorumlulukları almalı
4 yaşındaki bir çocuk pijama altını çıkartabilir, çıkartmalıdır da. Ama ebeveyn buna müsaade etmez ve “özverili” davranıp kendisi giydirmeye çalışırsa çocuğa bilmeden bir şeyleri “öğretmemiş” olur ve bir sonraki 5 yaşın öğrenilecekler listesine kıyafet çıkartmak da eklenir. 4 yaşta pijamasını çıkarmayan çocuğun, 5 yaşında artık tamamen pijama giyme çıkarma sorumluluğunu alması beklenemez. Yine 6 yaşında olup halen anne babasıyla uyuyan, ağzına yemek beslenen, tuvalet temizliği yapılan bir çocuğun okul ödevlerini kendi sorumluluğu olarak kabul etmesinin beklenemez. 7 yaş öncesinde kendisine sınır konmayan, her dediği yapılan bir çocuğun, okul sorumluluklarını beklenen düzeyde üstlenmesi çok zordur. 0-6 yaş çocuğu haz çocuğudur, canı nasıl isterse öyle yapsın, öyle olsun ister. Doğru olan; çocuğa özellikle 4 yaş sonrasında yavaş yavaş sabrın, beklemenin öğretilmesi, çocuğun her istediğinin her zaman olamayacağı gerçeği ile yüzleştirilmesi, istemese bile yapması gereken şeylerin olduğu gerçeğinin öğretilmesi gerekir. 5-6 yaşında bir çocuğun evde üstlendiği kendine ait birkaç sorumluluk alanı olmalı, ebeveyni tarafından beli hedefleri gerçekleştirmesi için desteklenmelidir.

Böylece çocuk haz çocuğu olmaktan çıkıp, hedef koyabilen ve hedefi için fedakarlıkta bulunabilen, azim ve çaba gösterebilen, hazzını erteleyebilen akademik geleceğine hazır bir çocuk haline gelir. Okul öncesi eğitimin bu konuda verdiği destek çok büyüktür. Okul öncesi alınan destekte çocuğun eğilimi olması muhtemel olan problem alanları keşfedildiğinde ve buna dair çalışmalar yapıldığında okul dönemindeki sıkıntıların çoğu önlenmekte, çocuk, okul ve ebeveyn açısından çok değerli bir yatırım yapılmaktadır.

Sabırlı olun, meyvesini alacaksınız
Günümüzde gereksiz oranda bakım verilen çocuklara çok sık rastlamaktayız. Okula başladığı dönemde, aşırı bakım verilen çocukların ebeveynlerinin çocuklarından beklentisi artmaktadır. Çocuğunuz evdeki ve okuldaki sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanıyorsa bilinçli bir ebeveyn iki şeye bakmalıdır. Birincisi kendi beklentileri ile çocuğunun özellikleri, ilgileri, yaşı arasında bir uçurum olup olmadığıdır. Bazı anne babaların 1. Sınıf çocuğundan hiç yamuk yazmamasını, hiç sıkılmamasını, elinin hiç ağrımamasını beklediklerini görüyoruz. Bu noktalarda ebeveynin gerçekçi beklentilere sahip olması çok önemlidir, bu aşamadaki mükemmeliyetçilik her iki tarafa da zarar verir. İkincisi yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığımız gibi 0-6 yaşında bu çocuğun ne oranda sorumluluk aldığı daha da önemlisi bu çocuğa ne kadar sorumluluk verildiğidir. Öncesinde çocuğa bazı yükümlülükler verilmediyse ebeveynin biraz daha sabırlı olması gerekecektir. Çocuğun başarmanın tadını alması çok önemlidir. Bu yüzden ufak ufak başlamalı, sorumluluklar yavaş yavaş arttırılmalı ve çocuğun bu sorumlulukları üstlenmesinin ne kadar güzel sonuçları olduğunu görmesi sağlanmalıdır.

Çocuğa ödev sorumluluğu nasıl kazandırılır?
Her iki durumda da çocuğa, kendisinden beklenilecek olanlar yaz boyunca ara ara anlatılmalı ve hatırlatılmalı, çocuk bu sorumluluğa hazırlanmalıdır. Her çocuk büyümek ister, büyümenin bazı getirileri olduğunu da çabuk kabullenir. Buna vurgu yapılarak çocuğun davranışları şekillendirilmeye çalışılabilir. Okul başladığında çocuğa destek olunmalı ödevlerin onun için bir savaş, mücadele, olumsuzluk, anne baba ile çatışma alanı haline gelmemesi konusunda dikkatli olunmalıdır. Ödevlerini yapabilmesi için sakin, dikkati dağıtmayan ayrı bir odası olması önerilir. Ebeveynin ödev masasına oturması bir risktir, bu yüzden ebeveynin gelip kontrol edip giden, yapamadığı şeylere destek verip uzaklaşan olması bu riski engeller. Çok sık silgi kullanan ebeveynlerin çocuğu yıldırdığı gözlemlenmektedir. Bu konuda sınıf öğretmeninin önerileri dikkate alınmalıdır. Tüm bu okul sorumluluklarının yanında bir evcil hayvanın bakımını üstlenmek, pijamaları kaldırmak, giyinmek, gibi ev sorumlulukları alanında da çocuk desteklenmelidir. Sorumluluklar tüm aile için bir gereklilik olduğunda, çocukların kendilerinden bekleneni çok daha kolay kavradıkları ve yapılması gerekenleri yaptıkları bilinen bir gerçektir. Sorumluluk; çocuğun geleceğine yapılan çok kıymetli bir yatırımdır.

13 Ağustos 2010
Okunma
bosluk

Devletten 162 kadına yeni hayat

Devletten 162 kadına yeni hayat

Şiddete maruz kaldıktan sonra sığınmaevlerine yerleşen kadınlar devlet desteği ile yeni bir hayata başlıyor.

129433 Devletten 162 kadına yeni hayat
Şiddet mağduru kadınların başvurduğu Kadın Konukevleri’nde kalan kadınlardan 241′i geçen yıl, 162′si ise bu yıl devlet tarafından bir işe yerleştirilerek, şiddetten uzak bir yaşama ‘merhaba’ dedi.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, yaptığı yazılı açıklamada, hükümetin kadına karşı şiddetle mücadelede ‘sıfır tolerans’ ilkesini benimsediğini belirterek, ”Hükümetimiz döneminde kadın konukevlerinin sayısı arttırıldı. 2002 yılında 170 kapasiteli 8 kadın konukevi bulunuyorken, bu sayı 2010 yılı itibariyle 837 kapasiteli 37 kadın konukevine yükseldi. Yıl sonuna kadar 5 kadın konukevimizi daha hizmete açacağız. Hedefimiz, her yıl 10 kadın konukevi açmaktır, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz” dedi.

SIĞINMAEVİ SAYISI ARTIYOR

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı toplam kapasitesi 837 olan 37 Kadın Konukevi’nden 2010 yılı Temmuz ayı itibariyle toplam 939 kadın ve anneleri ile birlikte kabul edilen toplam 238 çocuğun yararlandığını bildiren Kavaf, açıklamasında şu bilgilere yer verdi:
”Kadın konukevlerinde hizmetleri 13 sosyal çalışmacı, 3 psikolog, 1 çocuk gelişimci, 11 hemşire, 1 öğretmen, 8 çocuk eğiticisi, 6 yardımcı hizmetli, 6 bakıcı anne, 10 büro görevlisi, 145 güvenlik görevlisi ve 70 temizlik elemanı ile sürdürmekteyiz. SHÇEK dışında hizmet veren, valilikler, belediyeler ve özel hukuk tüzel Kişileri tarafından işletilen 23 kadın konukevi daha bulunmaktadır. Bu kadın konukevleri toplam 605 kapasite ile hizmet sunmaktadır. Belediyeler bünyesinde açılan 18 kadın sığınma evinin 15′i, 2005 yılında yenilenen Belediyeler Kanunu’ndan sonra açılmıştır.”

YENİ HAYAT İÇİN YENİ İŞ

Kadınların, konukevlerinden ayrıldıktan sonra bağımsız yaşama geçmelerini destekleme hedeflerini genişlettiklerini belirten Bakan Kavaf, ”Bu amaçla iş bularak kadın konukevlerinden ayrılan ve can güvenliği tehlikesi bulunmayan kadınların, kendi ayakları üzerinde durma sürecine kadar en az 6 ay veya 1 yıl süre ile SYD vakıfları ve il özel idarelerince kira yardımı ile desteklenmelerine yönelik işbirliği çalışmalarımızı başlatmış bulunmaktayız” dedi.

ALO 183 ŞİDDET HATTI

Şiddet mağduru kadınların mesai saatleri dışında hizmete ulaşmasını sağlamak ve derhal korunma altına almak amacıyla ALO 183 hattının 7 gün 24 saat hizmet sunduğunu belirten Bakanı Kavaf, emniyet müdürlükleri ya da ALO 183 hattı aracılığı ile kadın konukevine yerleştirilme talebinde bulunan kadınların başvurduğu ilde kadın konukevi bulunmaması halinde de korunmasını sağlamak amacıyla, 81 ilde ilk kabul birimleri oluşturulduğunu ve bu birimlerden sorumlu personelin belirlenerek, adres ve telefonlarının emniyet müdürlüklerine bildirildiğini kaydetti.

KADINLARLA AİLELERİ ARASINDA ARABULUCULUK

Eşleri ya da aileleri ile ilişkilerinde patolojik sorunları bulunmayan, yalnızca iletişim sorunu olan ve geri dönebilecek durumdaki kadınlar için arabuluculuk yönteminin devreye girdiğini kaydeden Kavaf, ”Aile arabuluculuğu yöntemi ile kadınların eşlerine veya ailelerine dönmeleri sağlanıyor. Bu durumdaki kadınların eşleri ya da aileleri ile gerekli mesleki çalışmalar yapılıyor. Danışma hizmetlerinden yararlanmaları ve izlenmeleri amacıyla aile bireyleri, aile danışma merkezlerine yönlendiriliyor” ifadesini kullandı.

162 KADINA İŞ

Kavaf, açıklamasını şöyle sürdürdü:
”Kadın konukevlerinde misafir edilen kadınlardan mesleki eğitim almak isteyenler, halk eğitim merkezlerine gönderiliyor. Kadınlar bu merkezlerde, yaşlı, hasta ve çocuk bakıcılığı, kuaförlük ve manikürcülük gibi pek çok gelir getirici alanda mesleki eğitimden geçirildikten sonra, bir işe yerleştiriliyor. 2009 yılında kadın konukevinde kalan 2 bin 540 kadından 241′i, 2010 yılında da 939 kadından 162′si işe yerleştirildi.
Boşanma durumundaki kadınların, bir işe yerleşerek düzenli bir yaşam kurabilmeleri amacıyla ev bulmalarına yardımcı olunuyor. SYD vakıfları ve sivil toplum kuruluşları ile irtibata geçilerek bu durumdaki kadınların kira, eşya ve giysi yardımı ile nakdi yardım almaları sağlanıyor. Kadınlara rehberlik yapılıyor, ev ziyaretleri ile izleme çalışmaları gerçekleştiriliyor. İşe yerleşen kadınların çocuklarının uygun koşullarda ve güvenli bir ortamda bakılmaları ve okul öncesi eğitimden yararlanmaları için ücretsiz kreş hizmeti sağlanıyor.”

İnternet Haber!
2 Ağustos 2010
Okunma
bosluk

Delikanlı Kızların Delikanlı Sitesi YAYINDA!

Delikanlı Kızların Delikanlı Sitesi YAYINDA!

Merhaba sevgili ziyaretçiler ben bu sitenin yöneticisiyim ismim Burcu. Bundan sonra internette ilgimi çeken haberleri ve bilgileri elimden geldiğince sizlerle paylaşacağım. Öncelikle bu sitenin yapılmasında emeği geçen Dinamik Web Tasarım çalışanları Uğur EREN, Emre ÇOLAK ve Barış DOVAN‘a teşekkürlerimi gönderiyorum. Benim için çok güzel bir site yapmışlar. Bende emeklerine lâyik olup bu siteyi çok güzel yerlere taşıyacağım. İlginiz için sizlerede teşekkür ederim.

28 Temmuz 2010
Okunma
bosluk

Erkekler Neden Aldatır?

Erkekler Neden Aldatır?

Erkekleri aldatmaya iten nedenler neler? Erkekler neden aldatır ve aldatan-aldatılan ne yapmalı?

aldatmak Erkekler Neden Aldatır? İstatistiklere göre aldatan erkeklerin oranı giderek artıyor. Peki erkekleri aldatmaya iten nedenler neler? Aldatan ve aldatılan ne yapmalı?

aldatan erkek Erkekler Neden Aldatır?

* Bağlılık onları korkutur, eşlerini aldattıkları sevgilileri ile asla çok duygusal bağ kurmazlar. Sevgilileri onlara güvenmediği için nadiren vicdan azabı duyarlar ya da partnerlerinin öfkesiyle karşılaşırlar. Bu tür erkeklerin en büyük korkusu anlaşamamaktır.

* Erkekler yaşlandıkça korku ve kaybetme korkusu yaşamaya başlarlar. Onları yaşlı hissettirmeyecek şeylere ya da ‘daha genç ve güzel’ birine ilgi duymaya başlarlar.

* Biyolojistler erkeklerin doğası gereği aldatmaya meyilli olduklarını da belirtiyor. Kadınlar tek eşli yaşayabildikleri halde, erkekler genetik olarak çok eşliliğe yatkınlar..

* Aldatmalar her zaman evlilik kötü gittiği için olmaz ancak tabi tartışmalı evliliklerde risk daha büyüktür. Çoğu kadının en sık düşüğü ata metresin kendilerinden daha çekici olduğudur. Aslında bu çok sık rastlanılan bir durum değil. Yenilik, farklılık ya da erkeğin daha çok motivasyona ihtiyacı olduğu zamanlarda da ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda aldatma tekrarlanmayabilir.

* Kim aldatırsa aldatsın bitmiş olsa bile aldatma kırıcıdır. İki kadını idare edemeyen erkek, başladığı sıkıntılı noktaya geri döner. Yalnızlık ya da alkolü fazla kaçırmak gibi kendinizi aldatmaya müsait durumlara karşı koruyun. Eğer partnerinizin doğru yoldan saptığını görüyorsanız, birlikteliğinizi korumaya yönelik hareketler yapın. Sizinle daha uzun süre birlikte olması için seksüel ya da duygusal olarak ne yapmanız gerektiğini öğrenin. Partnerinizden şüpheleniyorsanız, bir süre sizinle ya da sizsiz dışarı çıkmasına izin vermeyin. Kızgın ya da somurtarak evde oturmayın, birlikteliğinizi devam ettirmek istiyorsanız ikinize yeniden fırsat verin. Onu gerçekten neden sevdiğinizi anlatın.

Yonja!

28 Temmuz 2010
Okunma
bosluk
Delikanlı Kızların Haber Portalı Son Yazılar FriendFeed

Tavsiye Bağlantılar


mircturk