
Balayı iktidarsızlığı diye bilinen durum tıbbi karşılığı olunan bir rahatsızlık değil ama genel olarak evliliğin yada cinsel yaşamın ilk günlerinde erkekteki yaşanan sertleşme sorunudur. Balayı iktidarsızlığı ile ilgili tüm bilinmeyenleri Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu cevaplıyor.
Merhaba sevgili ziyaretçiler ben bu sitenin yöneticisiyim ismim Burcu. Bundan sonra internette ilgimi çeken haberleri ve bilgileri elimden geldiğince sizlerle paylaşacağım. Öncelikle bu sitenin yapılmasında emeği geçen Dinamik Web Tasarım çalışanları Uğur EREN, Emre ÇOLAK ve Barış DOVAN‘a teşekkürlerimi gönderiyorum. Benim için çok güzel bir site yapmışlar. Bende emeklerine lâyik olup bu siteyi çok güzel yerlere taşıyacağım. İlginiz için sizlerede teşekkür ederim.
Bu sorunları bulunan erkekler, bulunmayanlara oranla hayata 10-15 yıl erken veda ediyor.

Kalp krizinin üç önemli tetikçisi olan sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve kolesterol problemi bulunan erkekler, bulunmayanlara oranla hayata 10-15 yıl erken veda ediyor.
Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen, İngiltere’de 19 bin erkek katılımcının 38 yıl süresince izlenmesiyle tamamlanan araştırmanın sonuçları, İngiliz Tıp Dergisi’nin (British Medical Journal) Eylül sayısında ve internette yayımlandı.
İngiliz Kalp Vakfı’nın finansman sağladığı projede, yaşları 40 civarındaki 19 bin erkeğin sağlık durumları, düzenli yapılan kontroller aracılığıyla 38 yıl boyunca izlendi ve elde edilen bulgular, Oxford Üniversitesinden uzmanlarca değerlendirildi.
Araştırma raporuna göre, 50’li yaşların başında kalp krizinin üç temel tetikleyicisi olarak kabul edilen sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve kolesterole sahip kişiler, sigara kullanmayan, tansiyon ve kolesterolü normal düzeyde seyredenlere oranla 10-15 yıl daha az yaşıyor. Uzmanların bulguları, üç unsuru barındıran kişilerin 70’li yaşların ortalarına kadar yaşarken, sigara, tansiyon ve kolesterol sorunu olmayanların 80’li yaşların ortalarına kadar yaşadıklarını ortaya koyuyor.
Araştırmayı kaleme alan Oxford Üniversitesinden Prof. Peter Weissberg, raporda, “Bu çalışma, 50’li yaşlarda hala sigara içiyorsanız, kolesterolünüze ve tansiyonunuza dikkat etmiyorsanız, yaşamınızdan kaç yıl feda ettiğinizi somut şekilde göstermesi bakımından önem taşıyor” ifadelerine yer verdi.
Weissberg, üç temel faktöre, vücut kütle endeksi, diyabet, stresli ve olumsuz iş koşulları gibi faktörlerin eklenmesiyle birlikte, kişinin yaşamından eksilen yılların sayısının da arttığını kaydetti.
Raporda araştırmanın yalnızca erkekler üzerinde yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Weissberg raporunda, bu sonuçların kadınlar için de geçerli olduğunu düşünmenin yanlış olmayacağını, sağlıklı bir yaşlılık dönemi ve uzun ömür isteyenlere bir de iyi haberleri olduğunu bildirdi.
Weissberg’e göre, sağlık için 50 yaşında ve sonrasında atılan olumlu adımlar bile oldukça etkili oluyor. Yaşam ve yemek alışkanlıklarında yapılan değişiklikler, sigarayla vedalaşmak için 50’li yaşların bile geç olmadığını ifade eden Weissberg, herkesin 40 yaşından itibaren düzenli sağlık kontrolü yaptırmasını önerdi. Weissberg, “Hastalıklara davetiye çıkaran üç temel faktörü hayatınızdan uzaklaştırmak için attığınız en küçük adımlar bile, size daha uzun ömür olarak dönecektir” dedi.
Peel 50 adı verilen araç yakında yollarda görülecek en küçük otomobil olacak… Bakın ne kadarlık bir şey!

Hiç bir şekilde park sorunu olmayan dünyanın en küçük binek otomobili üretime sokuldu.
Londra’nın Piccadilly Circus caddesinde iki van arasına park edilen bu aracın henüz sokaklara çıkmak için yasal izni yok.
Ripley’s Believe It Or Not! (Ripley’in İster İnan İster İnanma) Müzesi’nde sergilenen aracın görücüsü oldukça fazla. Yediden yetmişe herkesin ilgisini çeken Peel 50 üç tekerlekli bir mikro otomobil.
Orijinalleri ilk olarak 1960′larda Manx Peel Engineering Şirketi tarafından üretilmeye başlanmıştı. O dönem üretilen ilk 50 araç 200 paund (481 TL) fiyatla satılmıştı. Günümüzde hala var olan orijinal 20 aracın fiyatları ise şimdi £35,000 ile £50,000 (84,175 TL ile 120,250 TL) arasında değişiyor.

Ripley’s Believe It or Not! tarafından şimdiye kadar 800 farklı bölgede sergilenen Pell 50′nin bir yetişkin ve bir de alış veriş paketi kapasitesi var.
Sol tarafında tek bir kapısı olan minyatür aracın, bir sileceği ve tek bir farı var. 134 cm boyu, 99 cm genişliği ve sadece 59 kg ağırlığı olan bu mikro otomobil görenlere sürpriz yaşatıyor.
Cadde üzerinde sergileme amaçlı kullanılan araç turistlerin ve araçtan haberi olmayanların oldukça ilgisini çekiyor.

Bu araba geleceğin otomobili…
Consept tasarımı ilk kez bir fuarda görücüye çıktı.
Bir teknoloji harikası olan araç tamircileri işsiz bırakacak.
Çünkü o kendi kendini tamir ediyor.

Hyundai için BMS tarafından özel olarak geliştirildi.
“i-mode” olarak tanımlanan araç, piyasadaki araçlardan yüzde 50 daha hafif.

Bu arabanın en önemli özelliği kaportası…
Zira kaporta çizildiği zaman kendi kendini yeniliyor.
Bunu sağlayan ise poliüretan kaplama…

Arabanın iç tasarımı da çok özgün…
Koltuk tasarımları piyasadaki arabalardan çok farklı.
Ön koltuk ise arkaya da dönebiliyor.

Sunroof sistemi de tamamen değişmiş durumda.
Ön camdan arka cama kadar uzanan iki ayrı şerit halindeki panel dikkat çekiyor.

Aracın arka kısmı keskin hatlara sahip…
Araçta kullanılan şeffaf panellerde önemli bir farklılık…
Arabanın farları dahi farklı…
Kısa ve uzun farlar tek panelde toparlandı.
Makrolan ile üretilen mercekler kullanılmış.

Aracın ön paneli ise içine oturanların nefesini kesiyor.
Mavi ışıklı panel bambaşka bir hava katıyor…

i-mode’da el freni de yok… Onun yerine stop tuşu konulmuş…

Kapı kollarında da şeffaf mavilik hakim…
Yonja!
Aktör Sean Connery’nin James Bond filmlerinde kullandığı Aston Martin marka araç açık artırmada satılacak. Aracın 5 milyon dolara alıcı bulması bekleniyor.

RM Müzayede Evi, 1964 model Aston Martin DB5 gümüş renkli aracın “dünyanın en ünlü arabası” olduğunu belirtti ve 27 Ekimde Londra’da yapılacak açık artırmada aracın 5 milyon dolara alıcı bulmasının beklendiğini kaydetti. Müzayede satılacak Aston Martin’in, Sean Connery’nin “Goldfinger” ve “Thunderball” filmlerinde kullanılan iki orijinal araçtan biri olduğu belirtildi.
Aracın, 1969 yılında radyo yayıncısı Jerry Lee tarafından 12 bin dolara satın alındığı, o zamandan beri Lee’nin evinde olduğu ve nadiren gün ışığına çıkarıldığı bildirildi.

Bugatti Veyron: 1.5 milyon euro değerinde, 1001 beygir gücünde, 100 kilometre/saate 2.5 saniyede erişip, 407 kilometre/saat hız yapabilen mucize otomobil.

Bu değerlerin üstüne çıkılmaz diye mi düşünüyorsunuz? Öyleyse yanılıyorsunuz çünkü Bugatti’nin, Sonbahar’da seri üretimi başlayacak Super Sport modeli öncülerinin inanılmaz başarılarını gölgede bıraktı.
Wolfsburg’da yapılan ve TÜV ile Guinness Rekorlar Kitabı temsilcilerinin bulunduğu testte, 16.4 Super Sport modeli, akıl almazı başararak 431 kilometre/saat son hızı görmeyi başardı ve rekor kitaplarına adını yazdırdı.
Kara roketi Super Sport kardeşi Grand Sport ile birlikte, güz aylarında lüks otomobil galerilerinde yerini alacak.
Bugatti Baş Mühendisi Wolfgang Schreiber, konuyla ilgili olarak “Aslında 425 kilometre hızı hedeflemiştik ama her şey harika gidince 431 mümkün oldu. ”

İngiltere’de yapılan araştırma çok çarpıcı sonuçları ortaya çıkarttı.

İngiltere’de Bilim Müzesi’nin gerçekleştirdiği bilimsel araştırmanın sonuçları, kadınların sadece çok önemli konularda, özellikle başkasını üzmemek için ve ‘’gerçeği söylemek acı verdiğinde’’ yalan söylediklerini, erkeklerin ise yalanı nefes alırmış kadar doğal üretebildiklerini ortaya koydu.
Erkeklerin kadınlardan çok daha fazla yalan söylediklerini de belirten araştırmacılar, kadının bir yalan söylemek zorunda kaldığında bundan duyduğu vicdan azabıyla yaşamlarının kalan bölümünde bu yalanı haklı çıkarmak için uğraştıklarını kaydetti.
Erkeklerin ise en berbat yalanları bile göz kırparcasına rahat söyleyebildiklerini belirten İngiliz bilim adamları, genellikle de söyledikleri yalanın erkeklerin yanına kaldığını ifade ediyor.
Erkeklerin gerçeği söylemenin daha uzun ve zahmetli olacağına inanmaları yüzünden bile kolaylıkla yalan söyleyebildiklerini, yani gerçeğe üşendiklerinde yalana sığındıklarını öne süren bilim adamları, burada en büyük amacın da yaşamı olabildiğince zahmetsiz kılmak olduğunu belirtiyor.
Kadınların ise çoğunlukla korkudan, bir başkasını korumak adına, ya da gerçeğin çok daha fazla acı vereceğine inandıklarında yalana başvurduklarını kaydeden bilim adamları, kadının başkasını incitmektense kendisini acıtmayı tercih edebildiğini bildirdi.
Bunun da kadının yalan sayısını arttırdığını belirten bilim adamları, kadının anne-babası ve nişanlısını hayal kırıklığı ve üzüntüye sürüklememek adına aslında mutlu olmayacağını bildiği evliliği bile yapabildiğini hatırlattı.
Bilim adamları kadın ve erkeğin en çok söylediği 10 yalanı da belirledi.
Buna gore erkeklerin en çok söyledikleri yalanlar şunlar:
-O kadar da çok içmedim
-Bir şeyim yok iyiyim.
-Telefonum çekmiyordu
-Aldığım şey çok da pahalı değildi
-Yoldayım geliyorum
-Trafikteyim
-Yok popon bu giysinin içinde büyük görünmüyor
-Kusura bakma telefona yetişemedim
-Kilo vermişsin
-Bu benim hep istediğim şeydi
Kadınların en çok söylediği 10 yalan ise şöyle:
-Bir şeyim yok iyiyim
-Nerde olduğunu bilmiyorum dokunmadım senin eşyana
-Bunu çok da pahalı almadım -
Çok içmedim
-Başım çok ağrıyor
-Bunu ucuzluk reyonundan aldım
-Yoldayım geliyorum
-Yok bu yeni değil, çok eskiden almıştım
-Hayır seninhiçbir eşyanı atmadım
-Bu benim hep çok istediğim bir şeydi
Yonja!
Erkekleri aldatmaya iten nedenler neler? Erkekler neden aldatır ve aldatan-aldatılan ne yapmalı?
İstatistiklere göre aldatan erkeklerin oranı giderek artıyor. Peki erkekleri aldatmaya iten nedenler neler? Aldatan ve aldatılan ne yapmalı?

* Bağlılık onları korkutur, eşlerini aldattıkları sevgilileri ile asla çok duygusal bağ kurmazlar. Sevgilileri onlara güvenmediği için nadiren vicdan azabı duyarlar ya da partnerlerinin öfkesiyle karşılaşırlar. Bu tür erkeklerin en büyük korkusu anlaşamamaktır.
* Erkekler yaşlandıkça korku ve kaybetme korkusu yaşamaya başlarlar. Onları yaşlı hissettirmeyecek şeylere ya da ‘daha genç ve güzel’ birine ilgi duymaya başlarlar.
* Biyolojistler erkeklerin doğası gereği aldatmaya meyilli olduklarını da belirtiyor. Kadınlar tek eşli yaşayabildikleri halde, erkekler genetik olarak çok eşliliğe yatkınlar..
* Aldatmalar her zaman evlilik kötü gittiği için olmaz ancak tabi tartışmalı evliliklerde risk daha büyüktür. Çoğu kadının en sık düşüğü ata metresin kendilerinden daha çekici olduğudur. Aslında bu çok sık rastlanılan bir durum değil. Yenilik, farklılık ya da erkeğin daha çok motivasyona ihtiyacı olduğu zamanlarda da ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda aldatma tekrarlanmayabilir.
* Kim aldatırsa aldatsın bitmiş olsa bile aldatma kırıcıdır. İki kadını idare edemeyen erkek, başladığı sıkıntılı noktaya geri döner. Yalnızlık ya da alkolü fazla kaçırmak gibi kendinizi aldatmaya müsait durumlara karşı koruyun. Eğer partnerinizin doğru yoldan saptığını görüyorsanız, birlikteliğinizi korumaya yönelik hareketler yapın. Sizinle daha uzun süre birlikte olması için seksüel ya da duygusal olarak ne yapmanız gerektiğini öğrenin. Partnerinizden şüpheleniyorsanız, bir süre sizinle ya da sizsiz dışarı çıkmasına izin vermeyin. Kızgın ya da somurtarak evde oturmayın, birlikteliğinizi devam ettirmek istiyorsanız ikinize yeniden fırsat verin. Onu gerçekten neden sevdiğinizi anlatın.
Yonja!
. .
Erkekte kadınlık hormonunun yan etkileri nelerdir? Tüm hormonlar dnegede olmalıdır. Eğer erkeklerde kadınlık hormonu düşerse vücutta bağzı değişiklikler oluşmaktadır. Östrojen kas iltağabına engel olmaktadır. Eğer ekekte kadınlık hormozu azalırsa erkekelrde kas erimesi meydana gelir. Erkeklerde kadınlık hormonu düşerse zeka geriliğine neden olabilir. Uzman TV aracılığı ile Doç. Dr. Ahmet Selçuk Can cevaplıyor.
. .
Erkekte kadınlık hormonunun yan etkileri nelerdir? Kaslarda şişme, sakal eksikliği, göğüslerde büyüme gibitüm olumsuz etkilerini Uzman TV aracılığı ile Doç. Dr. Ahmet Selçuk Can cevaplıyor. Kadınlık hormonu düşerse zeka geriliğine neden olabilir.