‘Telegol‘ programının yorumcuları Erman Toroğlu ile Ahmet Çakar, haftaya damga vuracak pozisyona imza attılar..
Kanalturk’te ekranlara gelen ‘Telegol’ programının yorumcuları Erman Toroğlu ile Ahmet Çakar, haftaya damga vuracak pozisyona imza attılar..
Nobre’nin Kardemir Karabükspor’a attığı 2. golde Siyah-Beyazlı futbolcunun faul yaptığını belirten yorumcular, pozisyonu ise uygulamalı olarak gösterdiler…
Erman Toroğlu, arkasına geçen Ahmet Çakar’a ”Beni öne koyuyorsun, kendin arkaya geçiyorsun oğlum” deyince gülüşmeler yaşandı..

1: Mac onemli degil diziyi seyredelim
2: Birlikte alisverise cikmayi ozledim
3: Sadece salata yiyecegim
4: Galiba yalnis yola saptim bilen birine soralim
5: Ayaktayken sana da bir cay koyayim
6: Karar veremiyorsan iki ayakabiyi da alalim
7: Bu aksam olmaz basim agriyor
8: Aldatmak çok sacma
9: Seninle sohbet etmek varken kahvaltida neden gazete okuyayim?
Merhaba sevgili ziyaretçiler ben bu sitenin yöneticisiyim ismim Burcu. Bundan sonra internette ilgimi çeken haberleri ve bilgileri elimden geldiğince sizlerle paylaşacağım. Öncelikle bu sitenin yapılmasında emeği geçen Dinamik Web Tasarım çalışanları Uğur EREN, Emre ÇOLAK ve Barış DOVAN‘a teşekkürlerimi gönderiyorum. Benim için çok güzel bir site yapmışlar. Bende emeklerine lâyik olup bu siteyi çok güzel yerlere taşıyacağım. İlginiz için sizlerede teşekkür ederim.
85 desibelin üzerinde kulağa gelen her ses, duyma sinirlerini tahrip ediyor.

İSTANBUL – İşitme Cihazı üreticisi Ear Teknik Başkanı Mehmet Emin Ağaç, insan bünyesinin 85 desibel üzerindeki sesleri tolare edemediğini belirterek, Güney Afrika’da düzenlenen 2010 Dünya Kupası maçlarında kullanılan vuvuzelanın ise 120 desibelin üzerinde yüksek ses çıkardığına işaret etti.
Ağaç, ”80-110 desibel arasındaki sesler insan kulağına zarar verirken, 120 desibel üzeri sesler de acı vermekte ve kulağın sinir sistemini kalıcı olarak tahrip etmektedir” dedi.
Metin Şentürk, ‘Salı Sefası’ programında açıkladı: “Bir gün kenarda duran kitabı alıp oyalanmak için ufak ufak çeviriyordum. Eşim kapıdan izliyormuş, hışımla gelip ‘Ayıp değil mi? Beni de mi körüm diye kandırıyorsun” dedi.”

Sen bile körlüğümü anlamayacaksın Fulya!
Zara ve Oktay Kaynarca’nın sunduğu ‘Salı Sefası’ programına konuk olan Metin Şentürk, anlattıklarıyla güldürdü. “Bir gün canım çok sıkkın. Eşim okuduğu kitabı kapatmadan koymuş. Aldım elime, açtım. Hem bir şey düşünüyorum, hem de kızgınım. Sayfaları da minik minik, oyalanayım diye çeviriyorum. Öyle ki, okuma süresi var ya, sayfa bitiyor, tık bir daha çeviriyorum. Fulya da kapıdan bakıyormuş. Geldi, ‘Ayıp değil mi? Yani herkese tamam da bana da mı?’ dedi. Baktım mevzu uzayacak, ben de, ‘Sen de benim ülkem gibisin. Ölüp gideceğim, sen bile benim kör olup olmadığımı anlayamayacaksın’ dedim.”
Yonja!
ORTALIĞI KARIŞTIRDI!
Fransa’nın başkenti Paris’te AABAS adlı telefon şirketi için çalışan Katolik bir grup, kurduğu telefon hattıyla ortalığı karıştırdı.
Bir erkek sesinin arayanları “Tanrının hattına hoş geldiniz” diye karşıladığı hat paralı.
Ses kaydı şöyle devam ediyor: “Günah çıkarma ile ilgili tavsiyeler için 1’i, günah çıkarmak için 2’yi, bazı günah çıkarmaları dinlemek için 3’ü tuşlayınız. Ciddi ya da affedilmez günahlar durumunda bir rahibe başvurmak zorunludur.”
İLK HAFTA 300 ARAMA
Bu hat, bazı Katoliklerin ve din adamlarının tepkisine yol açtı. Fransız Psikoposlar Konferası bir bildiri yayınlayarak söz konusu hattın ülkedeki Katolik Kilisesi tarafından onaylanmadığı uyarısını yaptı.
Bildiride “Bu hatta bir rahip günahların bağışlanması için yol göstermiyor” denildi. Adını sadece Camille olarak açıklayan hattın kurucusu ise şöyle dedi: “Bu hat, büyük günahlar için değil, küçük günahlar için düşünülmüş bir sistem. İlk haftada 300 arama geldi.”

İsveçli fotoğraf sanatçısı Magnus Muhr, tarih boyunca insanların en sevmediği böceklerden biri olan sinekleri sanatında kullanıyor.
Evinde pencerelerin ve lambaların etrafında bulunan ölmüş sinekleri toplayan Muhr, onları bir kağıt üzerine yerleştiriyor ve etraflarına şekiller çizerek komik resimler oluşturduktan sonra onların fotoğrafını çekiyor.
Sineklere kayak yaptıran, dans ettiren, akrobatik hareketler deneten İsveçli sanatçı, “Bu fikir 5 yıl önce bir partide aklıma geldi. Çok sıkılmış ve yürüyüşe çıkmıştım. Sonra yerde ölmüş sinekler buldum ve bu fikir aklıma geldi” diye konuştu.
Eve geldikten sonra ölmüş sinekleri beyaz bir kağıt üzerine yerleştirdiğini ve onları kalemiyle komik pozisyonlara soktuğunu anlatan 40 yaşındaki Muhr, yaptığı çok basit ve anlaşılır resimlerle sineklerin popüler hale geldiğini belirterek, “Mizah uluslararası bir dil ve insanların düşündüklerini anlatıyor” dedi.
Cımbızla her bir sineği kağıt üzerine yerleştirmesinin çok zamanını aldığını dile getiren Muhr, resimleri yaparken eğlendiğini, ancak çok yorucu ve karmaşık bir iş olduğunu söyledi.
Hiçbir zaman sinekleri öldürmediğini vurgulayan İsveçli sanatçı, onlar üzerinde başka herhangi bir işlem yapmadığını da belirtti.
İsveç’in Karlskoga kasabasında yaşayan ve koleksiyonunu genişletmeyi planlayan Magnus Muhr, fotoğraflarının kopyalarını 35 sterline (yaklaşık 88 TL) satıyor.
